“Mesafeli Yakınlık”: Kezban Arca Batıbeki’nin Yola Düşen İmgeleri…

Başlangıcından itibaren “fotoğraf”ın doğası kafa karıştırıcı olmuştur. Fotoğraf, bilimdir, tanıklıktır, gözetleme biçimidir, teknolojidir, büyüdür, aidiyettir, taklittir, nostaljidir, yaratıcılığın ifadesidir, haberdir, gerçektir, sanattır… Hangisini savunuyor, yüceltiyor ya da aşındırıp reddediyor olursak olalım bu kadar çeşitli görüş karşısında bu kadar çok işlev barındıran bir başka mecra var mıdır? Yine de fotografik dünyanın yalınlığı insan doğasının karmaşıklığını gözden saklayabilir, değişmiş bir bilinç yaratabilir. Çünkü bir fotoğrafa öncelikli olarak duygular aracılığıyla yaklaşılır. Bir fotoğraf yoğun, hassas, beklenmedik ya da azılı tepkilerimizi çağırabilir. “…zulmün, tuhaflığın, güzelliğin, ıstırabın, aşkın, doğanın, sanatsal yaratımın veya ahlaksız vahşetin neye benzediğine dair anlık yansımalar için fotoğrafa bakarız. Fotoğrafa, böylesine bir ötekiliğe karşı içgüdüsel tepkimizin ne olacağını keşfetmek için bakarız.” John Berger’in “dünyanın oradalığı” olarak tanımladığı gibi fotoğraf, dünyayı anlamlandırmanın bir yolu, kendimiz haricindeki dünyanın dokusu ve bütünlüğünü keşfetmenin bir aracıdır. Kezban Arca Batıbeki de fotoğrafı bireysel mitolojisi ve kendine özgü sanatsal yorumlama pratiği çerçevesinde dünyayla sezgisel bir karşılaşma biçimi olarak ele alır. Sanatçının, resimlerinden enstalasyonlarına, kısa filmlerinden fotoğraflarına, sanatsal üretim pratiğinin bütününde sıradan görünen imgeler birer ikona dönüşür. Çalışmalarında foto-romanlar, plaklar, dergiler, biblolar, parlak nesneler, ışıltılı giysilerle birlikte nostalji öğeleri belirgindir hatta onun sanatsal üretiminin dokusuna işlemiştir. Sanatçının çalışmalarında merkezi bir rol oynayan bu estetik dil, yapıtların içeriğine sinen düşünsel/eleştirel derinliğin en umulmadık elçisi oluverir. Popüler olanla gündelik olan her şey yalnızca işlevini yerine getiriyorken sıradandır, oysa bir “gösterge” haline geldiği anda sıradan olmaktan çıkar. Batıbeki’nin yapıtlarında yer bulan her bir nesne, figür ve mekan aslında onun kişisel tarihinin mevcut anındaki toplumsal/kültürel deneyimlerin ortak donanımları olarak açığa çıkar.

Biz de tarihin bu döneminde mekan ve zamanın, “şimdi ve burada”ya doğru patladığı günlerden geçiyoruz. Geleceğe yönelik gündelik eylemlerimizin ani bir kesintiye uğrayıp hatıraların, anıların ve hafızanın dirildiği anları dünyaya sunarken, eş-zamanlılık çizgisinde gerçek üstü bir toplumsal/bireysel “durma” anını paylaşıyoruz. İçinde yaşadığımız bu günler Kezban Arca Batıbeki’nin fotografik sahnelerini tanımlayan belki de en uygun ifadeyi, mesafeli yakınlığı ortaya çıkarıyor, sanatçının özgün bir ifadeyle dile getirdiği samimi itiraflar olarak ilgimizi talep ediyor. Batıbeki, son dönemde dünyada yaşanan pandemi sürecinde ele aldığı ve kişisel hafıza arkeolojisi içinde ortaya çıkardığı fotoğraflarında, deneyimin kendisini bir görme/bakma biçimine çeviriyor. “Fotoğraf biriktirmek, dünyayı biriktirmek.” ise sanatçı yıllar içinde çıktığı yolculuklarda biriktirdiği anları yine kendine özgü yöntemiyle manipüle ederek dijital-kolaj sinematografik fotoğraflar olarak ortaya çıkarıyor. Ancak bu sahnelerde ve kompozisyonlarda izlenen her bir imge, seçilen öğelerin gelişigüzel yeniden düzenlenmesi değil, sanatçıya özgü bir iç görüşün ifadesi olarak kendine yer buluyor.

Batıbeki’nin New York’tan Bologna’ya, St. Petersburg’dan Paris’e, Edirne’den Matera’ya uzanan sayısız yolculuğunda çektiği fotoğrafların her biri birer hafıza andacı olarak işlemektedir. Çünkü “Yol”, dünyayı anlamlandırmanın bir şekliyse, Kezban Arca Batıbeki’nin yolları, ne ezoterik bir aydınlanmanın metaforu, ne de duygusal ya da simgesel katılımı zorunlu kılan bahşedilmiş birer şifredir. Ama bir tür “merakı” talep eder ve bu merak “yol” ve “hafıza” ilişkisinde yalın bir keşif coşkusu taşır. Çünkü, kişinin hatırlama/anımsama mekanizması bir şeyi nasıl yaşadığıyla ilgili olmaktan ziyade onu nasıl kaydettiği ve o kaydedileni nasıl yorumlayarak “güncelleme” yaptığıyla ilişkili görülmektedir. Hafıza için mekan, hatırlama için zaman ne ise Kezban Arca Batıbeki için de onun fotoğraflarının amacı, mekan ve zamanı doğrudan deneyimleyebilmemizin yolunu açmaktır.

Yol ayrımında beliren tavus kuşları, ışıltılı bir lobide ya da bir otel odasında bekleyen kadınları, bir gösterinin ortasındaki kabare dansçıları ya da zamanın durduğu bir caddede dikilen gizemli figürleri olsun Kezban Arca Batıbeki’nin yola düşen imgeleri, o ana ve mekana dair bir parıltı yakalamak ve belki de çoktan unutulmuş an içinde geleceği yeniden keşfedebileceğimiz bir incelikle dokumak için var olur. İzleyici, sanatçının bize açtığı her bir sahnede o “an”ın yakın duygusal bağını elde ederken aynı zamanda uygun mesafeyi tesis edebileceği bir özgürlük alanı da yakalayabilir. Çünkü, Batıbeki’nin fotoğraflarında zamanın ve mekanın sabitlendiği o hareketsiz dünya kendini izleyiciden bağımsız bir biçimde sunar.

Günümüzün “zaman” krizini besleyen eylemlilik, hareketlilik ve hızlanma koşulu, insan yaşamındaki bir tür tefekkür unsuru olan “durma” becerisini ortadan kaldırıyor. Buna karşın, bir zaman fenomeni olan gerçeklik, sanat aracılığıyla olayların/olguların/imgelerin durdurulması, üst üste bindirilmesi ve sıkıştırılmasıyla yaratılıyor. Plastik ve simgesel bağlamda gerçekliğin yeniden kurgulanmasında alternatif bir gerçekliğe imkan veren, dokümanter-buluntu-fotoğraf ve kolaj yöntemiyle ortaya çıkan bu hibrit kompozisyonlardaki sinematografik sahneler, Kezban Arca Batıbeki’nin izlenimleri ve anıları arasındaki ara mekan/zaman’lar olarak kendini sunuyor. Hafızanın kıvrımlı patikalarında “zaman” eskimeden, geçmişe gömülmeden, süregelen bir şimdiye bağlanıyor. Geçmişle gelecek arasındaki bu yolda ikame eden imgeler, gerilimle yüklü zamansal formlar olarak kendini gösteriyor. Her fotoğrafın birer “memento mori” olduğu iddia edilse de, insanın bir “yürüyüşçü” olarak var olduğu yeryüzünde sanatçı, şimdi’de süzülüp gezinerek, mekanları kat ederek, bizlere zamanın kokusunu keşfetmeye yönelik bir patika açıyor.

Derya Yücel
Ağustos 2020, İstanbul

“Distant proximity”

Since the beginning, the nature of photography has been baffling. Photography is science, technology, testimony, observation, magic, sense of belonging, imitation, nostalgia, expression of creativity, source of news, truth, form of art… No matter what we embrace, glorify or abrade and reject about it, is there another medium that accommodates this much variety of functions by its nature? Nevertheless, the simplicity of the photographic world could withhold the complexity of human nature and create an altered consciousness. Because the primary approach to a photograph is through the emotions. A photograph can evoke our most intense, fragile, unexpected, or ferocious reactions. We look at a photograph to see a momentary reflection of cruelty, grotesqueness, beauty, misery, love, nature, artistic creation, immoral violence. We look at a photograph to discover our instinctive reaction towards these kinds of alterities. As John Berger describes the photography as it is the proof of the existing world, it also sense-making of the world, a way of exploring the textures and wholeness that is beyond us.

Kezban Arca Batıbeki, as well, employs photography, pursuant to her mythology and her unique artistic approach, as an intuitional encounter with the world. From her paintings to installations, her short movies to photography, in Batıbeki’s pieces, regular images turn into symbolic icons. Photo novels, record albums, magazines, trinkets, shiny objects, glamourous outfits, elements that are prominent in her work are at the core of her artistic creation. This unique approach to her work -her aesthetics- functions as an envoi that delivers the most unexpected dept of critical intellect. Everything contemporary and popular is ordinary when they represent their basic function. Yet when they become an indicator, they become sensations. All of the objects, figures, and places on Batıbeki’s work, arise as an indication of her interactions with culture and society.

We are going through a period where place and time mean "now and here." Memories are reviving as our pace towards the future is put on hold. We are all experiencing a "shutdown" on a communal and personal level. These times that we are going through perhaps defines most accurately the photographic scenes created by Kezban Arca Batıbeki, hence bringing into being "The Distant Proximity." Batıbeki’s photographs, which some were produced during the epidemic, reflecting on her archaeology, use the whole experience as a distinctive perspective. If Accumulating photographs are accumulating the world, the artist interprets the photographs that she has collected through the years by manipulating them with her approach and converting them into cinematographic digital collages. Nonetheless, every single image on these scenes created by the artist represents an insight of Batıbeki rather than a random lay-out.

Batıbeki’s journeys from New York to Bologna, St Petersburg to Paris, and Edirne to Matera are all represented in the form of a memento on her pieces. Because If a "journey" is a method of sense-making of the world, journeys of Kezban Arca Batıbeki are neither a metaphor of esoteric enlightenment nor codes that impose emotional or figurative participation. Because a person’s remembrance mechanism is more of the interpretations and updates of what happened rather than what really happened. The purpose of Batıbeki’s photography is paving the way of creating a direct experience of time and place, similar to the significant relationship between the place and memory or the memory and time.

A peacock appearing at a crossroad, one of her signature women figures waiting in a glamorous hotel lobby or a room, dancers in a cabaret show or mysterious figures standing in the middle of a street where the time feels frozen- all images that Batıbeki provides are glimpses of the momentary glamour which leads to the reinvention of the long-forgotten moments.** Her approach gives the audience the space of freedom from a distance while establishing a solid emotional connection to a specific moment. The world of stabilized time and place created on Batıbeki’s photography presents itself separately from the audience’s perception.

"Time" crisis of today – a constant state of being active/mobile, and imposed need of acceleration - extinguishes our capability to be at a standstill. On the other hand, reality, which is a phenomenon of time, is created by stabilizing, superimposing, and compressing events/facts/images through art.

Cinematographic scenes in these hybrid compositions that allow an alternative reality in the reconstruction of reality in a plastic and symbolic context, emerging with the mediums of documentary- findings -photography and collage, present themselves as the intermediate space/time between the impressions and memories of Kezban Arca Batıbeki. In the winding paths of memory, "time" connects with an ongoing present without getting old or buried in the past.

The images found on this path between the past and the future manifest themselves as temporal forms loaded with tension. Although each photograph is claimed to be a "memento mori" in a world where human beings exist as a "walker," the artist opens a path for us to discover the scent of time by gliding and traveling through the present.

Derya Yücel
August 2020, Istanbul

© 2021 Cue Art Space